AK SİTELER AK SİTELER
Diğer Resmi Ak Siteleri
Kadın Kolları

Kadın Kolları

Kadınlarımızla yarınlar daha aydınlık olacak.

WEB SİTESİNE GİT
Gençlik Kolları

Gençlik Kolları

AK Gençlik, kökü mazide, gözü istikbalde olan gençliktir.

WEB SİTESİNE GİT
AK Parti İletişim Merkezi (AKİM)

AK Parti İletişim Merkezi (AKİM)

Görüşleriniz bizim için önemli.

WEB SİTESİNE GİT
AK İcraatlar

AK İcraatlar

Birlikte başardık!

WEB SİTESİNE GİT
Yaşlılar Koordinasyon Merkezi

Yaşlılar Koordinasyon Merkezi

Yaşlılar toplumun kutup yıldızıdır.

WEB SİTESİNE GİT
Engelli Koordinasyon Merkezi

Engelli Koordinasyon Merkezi

Yeter ki gönüller engelli olmasın. İnşallah her engel aşılır.

WEB SİTESİNE GİT
TBMM Grup Başkanlığı

TBMM Grup Başkanlığı

WEB SİTESİNE GİT
AK Kütüphane

AK Kütüphane

AK Kütüphane

WEB SİTESİNE GİT
Türkiye Bülteni

Türkiye Bülteni

Türkiye Bülteni

WEB SİTESİNE GİT
Siyaset Akademisi

Siyaset Akademisi

Siyaset Akademisi

WEB SİTESİNE GİT
07-05-2015 00:00:00

Başbakan Davutoğlu’nun Muş Mitingi konuşmasının tam metni

Selam olsun, selam olsun, selam olsun, bereketli Muş Ovasına selam olsun. Bereketli Muş Ovasının yiğit insanlarına selam olsun. Muş Ovasının her bir lalesine selam olsun, her bir lalesine. Bu laleleri yol bize veren, bize vermek için yollara dizilen, muhabbetle bizi karşılayan Muşlu kardeşlerime selam olsun. Muş’u ve bütün bu diyarı bizim milletimizin toprağı darü’l-İslam kılan Sultan Alparslan’a, onun askerlerine selam olsun. Muş’un her bir köşesine selam olsun. Bulanık’a, Hasköy’e, Korkut’a, Malazgirt’e, Varto’ya selam olsun.

Aziz Muşlular; gerçekten olağanüstü bir misafirperverlikle bizi karşıladınız, başımız gözümüz üstüne hoş geldiniz dediniz. Ben de diyorum, Ser sera ser çava. Sizin de bizim üzerimizde, başımız gözümüz üzerinde yeriniz var. Gönlümüzde, kalbimizde yeriniz var. Keşke vaktim olsa da her birinizin evine gidebilseydim, eminim bana kelem dolması verirdiniz değil mi? (“Evet” sesleri) Bana çorti ikram ederdiniz değil mi? (“Hayır” sesleri) Hasköy’e gitseydim bir köz çayı içerdik. Korkut’ta Helise, Malazgirt’te helimaşı yerdik değil mi? (“Evet” sesleri) İnşallah gün gelecek ilk ziyaretlerimden birini bu sefer miting telaşı içinde değil Muşlularla görüşmek, Muş’un lalesinden, cemalin, güzelin sembolünü almak, Muşluların gönlünde de edindiğimiz yeri daha da sağlam kılmak için geleceğiz. Bizim Muş’a olan muhabbetimiz ezeli ve ebedi bir muhabbettir. Selam olsun Muş’un her bir köşesine.

Geçen sene Mayıs ayında da Muş’taydım. Daha uçakla inerken, Yarabbi dedim, bütün bu güzelliği bu güzel insanlara bahşeden Rabbime hamdolsun dedim. İşte bizim meselemiz aziz Muşlular, siyasetimizin esası bu güzel diyarı barış diyarı kılmaktır. Kardeşlik diyarı kılmaktır, refah diyarı, huzur diyarı kılmaktır. Birlikte bütün bu topraklarda barışı, huzuru inşa etmeye var mısınız? (“Varız” sesleri) Var mısınız? (“Varız” sesleri)

Bakınız 1071’de tam da büyük bir hikaye Muş’ta Malazgirt’te başladı. Biz 2023 derken Cumhuriyet’in 100. yılını kastediyoruz. 2053 derken İstanbul’un fethinin 500. yılını. Ve 1071’den 2071’e Malazgirt’in 1000. yılını. İşte o günden bugüne bu topraklarda hep iki siyaset oldu, birleştirenler ve bölenler, ezeli ve ebedi kardeşliği inşa edenler ve bu kardeşliğe sekte vurmak isteyenler. Bu Muş Meydanını dolduran kardeşlerim 1071’de Sultan Alparslan’ın ordusunda Türk-Kürt omuz omuza verenlerin torunları, ebedi kardeşliğe var mısınız? (“Varız” sesleri) Ezeli kardeşliği ebedi kılmaya var mısınız? (“Evet” sesleri) Orada Rabbimizin bu topraklara bahşetti ve bin yıl süren aşkı sürdürmeye var mısınız? (“Evet” sesleri) Hep farklı dillerde, ama aynı türküyü söyledik. Hep aynı gönül dilini kullandık. Güzel Türkçemizle, güzel Kürtçemizle hep aynı sesi verdik, aynı şekilde seslendik. Aynı şekilde bütün bir dünyaya barışı, huzuru hitap ettik, seslendik. Yunus Emre “Şol cennetin ırmakları akar Allah deyü deyü” derken de aynı şeyi söylüyordu, Feqiye Teyran “ey av u av” diye seslenip, “Ma tu be eşq ü mutbete” derken o da aynı şekilde ey su, ey su, nedir derdin, sen de mi aşıksın, sen de mi dertlisin diyordu. İşte bizim derdimiz budur. Biz aşığız, neye aşığız? Bu toprakların bereketine, bu millete aşığız. Biz dertliyiz, niçin dertliyiz? Bu milleti bir ve beraber kılmak için.
Aziz Muşlular; hep beraber güzel Türkçemizle, güzel Kürtçemizle kardeşlik türküleri söylemeye devam edecek miyiz? (“Evet” sesleri) Kardeşliği ebedi kılacak mıyız? Biz çözüm süreci derken bunu kastediyoruz. Çözüm süreci derken bu kardeşlikten geleceğe uzanan bir kuşakta hep beraberi inşa edeceğimiz yeni bir Türkiye’yi kastediyoruz. Yeni Türkiye’ye var mısınız? (“Varız” sesleri) Kardeşlik Türkiye’sine, eşit vatandaşlık ilkesi üzerinde özgürlükler Türkiye’sine yürümeye var mısınız? (“Varız” sesleri) 7 Haziran’da kardeşlik için sandıklara gidecek miyiz? (“Evet” sesleri) İnadına kardeşlik, inadına demokrasi, inadına özgürlük diyecek miyiz? (“Evet” sesleri) İnşallah Muş’ta 3’te 3 yapacak mıyız? (“Evet” sesleri) 3’te 3 Muş’ta milletvekillerimizi Ankara’ya gönderiyor muyuz? (“Evet” sesleri) Gelin şimdi bir muhasebe yapalım.

Bir tarafta Alparslan’ın, Selahaddin Eyyubi’nin ordularından bu yana omuz omuza vermiş, erdem, ahlak, irfan yoluna çıkmış Türkler, Kürtler, Sünniler, Şiiler ve bütün bir millet. Diğer tarafta ise son 100 yıl içinde milletimizin arasına nifak sokmaya çıkmış değişik ideolojiler.

Şimdi bakınız, CHP’nin Türk ulusalcılığıyla HDP’nin Kürt ulusalcılığı arasında bir fark yok. CHP, tek parti döneminde Malazgirt’ten bu yana Selçuklu’yu, Osmanlı asırlarını unutup Malazgirt öncesinden bir Türk ulus kimliği inşa etmeye çalıştı ve İslam’dan arındırılmış bir ulus kimliği. Ama bu millet bu tarihten koptu mu? (“Hayır” sesleri) Kopar mı? (“Hayır” sesleri) Bizi imanımızdan, bizim bütün bu kadim medeniyetimizden koparmak mümkün mü? (“Hayır” sesleri) İşte biz bu davanın neferleri olarak buradan CHP’nin tek parti zihniyetine karşı en gür sesle bir kez daha haykırıyoruz, sizin özlediğiniz Türkiye, eski Türkiye bir daha gelmeyecek, başörtüsü zulmü bir daha olmayacak, olmayacak. 28 Şubat zihniyetine bir daha izin vermeyeceğiz. İzin verir miyiz? (“Hayır” sesleri) Bir daha 28 Şubat zihniyetine izin verir miyiz? (“Hayır” sesleri) Bir daha imam hatip liselerinin kapatılmasına izin verir miyiz? (“Hayır” sesleri) Bütün meseleleri bu milleti tarihinden, imanından koparmaktı. Şimdi HDP geldi, şimdi HDP çıktı, o da bu sefer bütünüyle İslam dünyasının medarı iftiharı Kürt kardeşlerimizi kendi tarihinden, dininden, imanından koparmak için Kürt ulusalcılığı yapıyor. İzin verir miyiz? (“Hayır” sesleri) Bu topraklarda din kardeşliği üzerinden ihdas edilen birliğin, beraberliğin zedelenmesine izin verir miyiz? (“Hayır” sesleri) İşte Diyanet’le uğraşıyorlar, Diyanet Teşkilatıyla uğraşmak üzerinden aslında Malazgirt’ten bu yana gelen bütün o birlikteliği yıkmak istiyorlar. CHP’nin zihniyeti de, HDP’nin zihniyeti de aynı zihniyet, ikisi de bu milleti tarihinden koparmak istiyor. Bu milleti bir kılan, bu milleti aziz kılan bütün ortak değerlere yabancılaştırmak istiyorlar. Bu ortak değerleri savunmaya devam edecek miyiz? (“Evet” sesleri) İnadına kardeşlik diyecek miyiz? (“Evet” sesleri) 12 Eylül zihniyeti ve o zihniyetin arkasındaki baskıcı anlayış ne kadar yanlışsa, HDP’nin getirmek istediği zihniyet de aynı ölçüde yanlış, aynı ölçüde baskı temellidir. Biz 2002 yılında bu yola çıkarken, Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde, işte Malazgirt’ten beri süren o birliği, beraberliği ihdas etmek için yola çıktık.

(“Türkiye seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Muş’la her zaman gurur duymuştuk ama, bugün bu manzarayı görünce bir kez daha gurur duydum. Muş ayaktaysa Malazgirt ruhu ayakta demektir. Muş ayaktaysa Türkiye ayakta demektir. Hepinizden Allah razı olsun.

CHP’nin bu otoriter zihniyeti, bu ulusalcı zihniyetiyle HDP’nin zihniyeti ve onun arkasındaki üst akıl, bugün Türkiye’de yeni bir uzak içinde. Ama biz AK Parti olarak aziz Muşlular, göreve başladığımız andan itibaren kardeşliğimizin önündeki bütün engelleri kaldırdık.

Şimdi soruyorum size, 2002’ye kadar, 20 yılı aşkın süre bu bölgelerde olağanüstü hal vardı, olağanüstü hali kim kaldırdı? (“AK Parti” sesleri) Olağanüstü hali kim kaldırdı? (“AK Parti” sesleri) Kim kaldırdı? (“AK Parti” sesleri) İşte AK Parti demokrasinin önünü açtı. Peki 12 Eylül’den sonra bu bölgelerde ve Türkiye’de ana diliyle şarkı söylemek, türkü söylemek, halay çekmek bile yasaktı, bu yasakları kim kaldırdı? (“AK Parti” sesleri) Kim kaldırdı? (“AK Parti” sesleri) Onlar konuşur… (“AK Parti yapar” sesleri) HDP bütün bu süreçte hiçbir destek vermedi, hiçbir çaba içinde yer almadı, hep silahı kullanmaya kalktı.

Faili meçhul cinayetler vardı 1990’larda, bizim iktidarımızda faili meçhul cinayet oldu mu? (“Hayır” sesleri) Kim yok etti faili meçhul cinayetleri? (“AK Parti” sesleri)
Anneler hapishaneye gittiğinde Kürtçe kendi çocuklarıyla konuşamıyordu, bu yasağı kim kaldırdı? (“AK Parti” sesleri) Kim annelerle evlatlarını buluşturdu? (“AK Parti” sesleri)

Kürtçe veya başka lehçelerde Türkiye’de yayın yapılamıyordu, TRT Şeş’i kim kurdu? (“AK Parti” sesleri) TRT Kürdi’yi bugün kim yayınlatıyor? (“AK Parti” sesleri) Bütün bu yasakları kaldırdık, çünkü bizim için güzel Kürtçemiz ve güzel Türkçemiz, hepsi bizim dilimizdir. Ve gerçek anlamda konuşulduğunda Osmanlı döneminde herkes birbirini anlıyordu, ama öz Türkçe adına Türkçeyi katlettiler, bu HDP de öz Kürtçe adına Kürtçeyi katletmeye çalışıyor. Biz ise dilimizde de ortak değerli savunacağız, sosyal hayatımızda da.

Peki birçok araştırma enstitülerini üniversitelerde kim kurdu? (“AK Parti” sesleri) Anadilde eğitim konusunda Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulmasını kim sağladı? (“AK Parti” sesleri) Birileri diyordu ki, bunlar olursa ülke bölünür; bölündü mü? (“Hayır” sesleri) Ülkeni birliği, beraberliği bugün eskisine göre daha sağlam mı? (“Evet” sesleri) Bu birliğin, beraberliğin teminatı kim? (“AK Parti” sesleri) Peki birileri de bu memlekette Türk ve Kürt kardeşler arasına, vatandaşlar arasına nifak sokmak için sürekli terörü, şiddeti, baskıyı kullanıyor. Teröre, şiddete, baskıya yiğit Türk kardeşler, yiğit Kürt kardeşler izin verir mi? (“Hayır” sesleri) Bu toprakların yiğit Kürt vatandaşları şiddete boğan eğer misiniz? (“Hayır” sesleri) Baskıya boyun eğer misiniz? (“Hayır” sesleri) Geçmişte Ergenekon’un baskısı vardı, boğun eğmediniz, bütün o baskıları kaldırdık. Şimdi de HDP’nin silah ve şiddet kullanarak bu bölgede uygulamak istediği baskıya karşı da bizim en büyük teminatımız sizlersiniz.

Aziz Muşlular, elde ettiğiniz özgürlükleri korumaya kararlı mısınız? (“Evet” sesleri) Kararlı mısınız? (“Evet” sesleri) Bu toprakları eşit vatandaşların özgürlük diyarı haline getirmeye kararlı mısınız? (“Evet” sesleri)

Demokrasiyle silah yan yana olmaz, terörle barış yan yana olmaz. HDP bir yol ayrımındadır, ya terör dilini kullanacaklar ki 6-7 Ekim olaylarında kullandılar ya da barış dilini kullanacaklar. Siyaset yapacaklarsa, barış içinde görüşlerini ifade edeceklerse Türkiye artık bir özgürlükler ülkesidir. Dağdan insinler, her yerde barışı konuşsunlar, kendi görüşlerini ifade etsinler. Ama silaha ve baskıya yönelirlerse, buna ne biz izin veririz, ne de bu meydanı dolduran Muşlular izin verir. 6-7 Ekim olaylarını birlikte yaşadık… (“Türkiye seninle gurur duyuyor” sesleri) Emin olun biz her birinizle gurur duyuyoruz. Bugün Muş’ta bu topluluğu gördüm ya, dün Iğdır’da mahşeri bir miting yaptık ya, Kars’ta, Ardahan’da kardeşlerimiz, vatandaşlarımız bizi bağrına bastı ya, artık ne gam, inşallah bu kervan yürüyüşe devam edecek. Durmak yok yola devam… Durmak yok yola devam. Bu yol aynı zamanda çözüm süreci yoludur. Kim ne yaparsa yapsın aziz Muşlular, biz yola çıktık mı niyeti halis kıldık mı, ya Allah bismillah dedik mi hiç kimsenin dediğine bakmayız, çıktığımız yolu tamama, nihayete erdiririz. Çözüm süreci de nihai hedefine ulaşacaktır. Çözüm sonuçları ister öyle olsun, ister böyle, AK Parti iktidarları olarak Alparslan’ın, Selahaddin Eyyubi’nin diktiği fidanı, attığı tohumu bir çınar gibi büyüteceğiz inşallah. Bu çınarı büyütmeye var mısınız? (“Evet” sesleri) Bu çınarı budamak isteyenleri, bu çınarın dalları arasına fitne-nifak sokmak isteyenleri engelleyecek miyiz? (“Evet” sesleri) Onların yurt dışındaki işbirlikçilerinin Türkiye üzerindeki oyunlarını bozacak mıyız? (“Evet” sesleri) İşte ses bu sestir, herkes bu sesi duysun. Bu topraklar ezeli ve ebedi kardeşlik toprağı olacak mı? (“Evet” sesleri) Türkiye Cumhuriyeti Devleti eşit vatandaşların yaşadığı demokratik, özgür bir ülke olacak mı? Yen Türkiye’yi doğusuyla-batısıyla, kuzeyiyle-güneyiyle 78 milyon bir tarağın dişi gibi omuz omuza inşa edecek miyiz? (“Evet” sesleri)

En iyi siz bilirsiniz, 90’lı yılların acılarını siz çektiniz; faili meçhuller, yol kapamalar, meraları boşaltmalar, köy boşaltmaları, bütün bunlara kim son verdi? (“AK Parti” sesleri) Hangi dönemde köylere geri dönüldü? (“AK Parti” sesleri) Şimdi köyler, meralar herkese açık mı? (“Evet” sesleri) Herkes özgürce bu yaylalara, bu ovalara çıkabiliyor mu? (“Evet” sesleri) İşte bu laleleri barış lalesi olarak gönlünde, ruhunda koklayabiliyor mu? (“Evet” sesleri) Barış lalesi egemen olsun. Buradan, Muş’tan bütün Doğu’ya-Güneydoğu’ya, bütün Türkiye’ye sesleniyorum; Muş’un lalesi, sembolü barış dilini egemen kılalım. Kim şiddet dili kullanıyorsa, kim baskı dili kullanıyorsa, onlara karşı omuz omuza duralım. Bu güzel laleyi, bu lalenin yetiştiği Muş Ovasını bereketli topraklar olarak yeni Türkiye’nin bölgesi haline getirelim.

Yeni Hükümet olarak yola çıktık, çözüm süreci mekanizmasını kurduk. Daha önce Başbakanımızın döneminde başlatılan çözüm süreci yoluna kararlı şekilde devam ettik. 2014’te geçen sene Haziran ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde çıkan yasa çerçevesinde adımlar attık. Tam neticeye doğru giderken birileri 6-7 Ekim olaylarını çıkardı. Bütün bir bölgeyi ve Türkiye’yi kana bulamaya kalkıştı.

Aziz Muşlular, 6-7 Ekim vandalizmine karşı duracak mıyız? (“Evet” sesleri) Buradan ifade ediyorum, Kobani’de o gün de söylemiştim, Kobani’de dökülen her Kürt kanı bizim kanımızdır. Kobani’de öldürülen her Kürt kardeşim benim kardeşimdir. Aynen Bayırbucak’taki Türkmen gibi, Halep’teki Arap gibi hiçbir fark yoktur. Ama dikkatinizi çekerim, 6-7 Ekim’de üç gün içinde biz 200 bin Kürt kardeşimizi bağrımıza basarken Suriye’den, onlar Türkiye’de büyük bir kaos çıkarmaya kalktılar.

Şimdi Kılıçdaroğlu diyor ki; bütün bu Suriyelileri geri göndereceğim. (“Yuh” sesleri) Yuhalamayın. Bütün bu Suriyelileri geri göndereceğim; ne Bahçeli’den ses çıkıyor, hani Türkmenlerin sözcüsü görüyor kendini. Demiyor ki, ben Türkmenlerin geri gönderilmesine izin vermem. Ne de Demirtaş, kendisini Kürtlerin sözcüsü zannediyor ki hiçbir şekilde değil; ben Kobani’den gelenleri geri göndermem demiyor Kılıçdaroğlu’na, sesleri çıkmıyor. Bir tek bizim sesimiz çıkıyor. Muş Meydanından da söylüyorum; Suriye’den ya da Irak’tan gelen ister Kürt olsun, ister Türkmen, ister Arap, hepsi ser sera ser çava. Başımızın gözümüzün üstünde yeri var.

Aziz Muşlular, biz… (“Türkiye seninle gurur duyuyor” sesler) Biz de sizlerle gurur duyuyoruz. Bu aşkınıza, bu muhabbetinize o kadar hayranım ki herhalde bundan sonra artık Muş’a gelmek birkaç ayda bir gelmek bizim için bir borç olacak. Dün Iğdır’da da söyledim. Madem Muşlular gelin ahitleşelim, siz 3-0 yapın, ilk ziyaretimi Muş’a yapayım, kabul mü? (“Evet” sesleri) İnşallah geleyim bu yaylalarda biraz, en azından biraz nefes alayım. Geçen sene Muş’a geldik, o günden bugüne tatil yok, 1 yıl oldu hiç tatil yapmadım. Ama yorulmadım da. Sizin yüzünü gören, Muşluların aşkını gören yorulur mu Allah aşkına, yorulur mu? (“Hayır” sesleri)

Şimdi soruyorum size hani duysunlar diye bu liderler; bu topraklarda hep beraber yaşamışız Türk, Kürt, Arap. Allah aşkına ne Suriye, ne Irak, ne de diğer ülkelerden bize sığınan mazlum kardeşlerimizi, mazlum Kürt kardeşlerimizi biz geri verir miyiz? (“Hayır” sesleri) Zalime teslim eder miyiz? (“Hayır” sesleri) Türkmen’i teslim eder miyiz? (“Hayır” sesleri) Arap’ı teslim eder miyiz? Müslüman’ı teslim eder miyiz? (“Hayır” sesleri) Hristiyan’ı teslim eder miyiz? (“Hayır” sesleri) Yezidi’yi teslim eder miyiz? (“Hayır” sesleri) Etmeyiz. Çünkü bizim için esas olan insandır, insandır, insandır. Onun için yeni Türkiye sözleşmesinde insan onuru esastır dedi. İnsan onurunu hakim kılmaya var mısınız? (“Evet” sesleri) Bu toprakları insan onurunun egemen olduğu topraklar kılmaya var mıyız? Şeyh Edebali’nin deyişiyle insanı yaşat ki devlet yaşasın felsefesince devletin ancak insanla inşa edileceğini bütün dünyaya haykıracak mıyız? (“Evet” sesleri) Bütün dünyaya adalet diyecek miyiz? (“Evet” sesleri)

Bakın hiç kimse yanlış anlamasın, yorumlamak için söylüyorum her birisini, biz tek millet derken Sultan Alparslan’ın, Sultan Selahaddin Eyyubi’nin omuz omuza verdiği milleti kastediyoruz. Onun ordusuyla Kudüs’e yürüyen milleti kastediyoruz. Birileri duysun, Kudüs Yahudilerindir diyen duysun. Bu aziz Kürt kardeşlerimiz, Türk kardeşlerimiz; biz Kudüs’ün İslam kimliğini yok etmek isteyenlere fırsat verir miyiz? (“Hayır” sesleri) Verir miyiz? (“Hayır” sesleri) Verir miyiz? (“Hayır” sesleri) Biz millet derken milleti İbrahimi kastediyoruz, tevhidi kastediyoruz, tarihi beraberliği, birliği kastediyoruz. O anlamda hepimiz tek bir milletiz, adalet arayan milletiz, vahdetle yürüyen milletiz. Bu milletin beraberliğini korumaya var mısınız? (“Varız” sesleri) Bu milleti bölmek isteyenlere Selahaddin Eyyubi’nin arkasındaki dedelerimize, Alparslan’ın arkasındaki dedelerimizin arasına nifak sokmak isteyenlere fırsat verecek misiniz? (“Hayır” sesleri) İşte Malazgirt’ten yükselmesi gereken ses de bu. Biz tek vatan derken, Çanakkale şehitlerine, Sarıkamış’ta, Yemen’de şehit düşen bütün atalarımızın hakkı olan bu topraklarda şehitlerimizin torunlarının eşit vatandaş olma ilkelerini söylüyoruz. Size ahdederek söylüyorum; bir daha bu topraklarda şu veya bu etnik veya mezhebi milliyetçilik üzerinden kimse kimseye zulmedemeyecek, kimse kimseye üstünlük taslayamayacak. Çünkü bizim için ne Arap’ın Acem’e, ne Acem’in Arap’a üstünlüğü vardır. Üstünlük ancak takva iledir, güzel işle iledir. İster Muş Ovası, ister Menderes Ovası, ister Çukurova, ister Iğdır Ovası, ister Trakya Ovası, ister Konya Ovası, hepsi bizimdir, hepsi sizindir.

(“Ya Allah bismillah, Allahu ekber” sesleri) Allah bu tekbiri bu diyarlardan, bu semalardan hiç eksik etmesin. (“Amin” sesleri)

Mecliste bir gün, ki çok çarpıcı anekdot, iki zihniyeti gösteren bir şey, Meclis görüşmeleri esnasında, ben İstanbul’un kaderi Saraybosna’nın kaderidir, İstanbul’un kaderi Kudüs’ün, Şam’ın, Bağdat’ın, Semerkand’ın kaderidir dediğim zaman, bir HDP milletvekili kalktı dedi ki, niye Diyarbakır’ın kaderiyle İstanbul’un kaderi aynıdır demiyorsunuz dedi. Dedim ki o arkadaşa, bunu söylemeyi biz zül ederiz, dışarıda olan için bu söylenir, içeride olan için söylenmez. Diyarbakır biziz, biz Diyarbakır’ız, Diyarbakır biziz, biz Diyarbakır’ız. İşte burada söylüyorum, Muş biziz, biz Muş’uz. Benim için Konya neyse, eğer bir gün bu ülkenin Başbakanı olarak değil, bir hizmetkarı olarak, bu milletin bir hadimi olarak, Konya Ovası’yla Muş Ovası arasında, Konyalıyla Muşlu arasında bir an dahi, bir saniye dahi herhangi bir fark gözetirsem, Rabbim değil bu mevkii, bu canı bile bizden alsın diye dua ederiz bir tek fark gözetirsem.

Şimdi birileri çıkmış, Kürtleri biz temsil ederiz diyor. Hayır, Kürtleri Sultan Alparslan’ın, Sultan Selahaddin Eyyubi’nin yolunda gidenler temsil eder. Siz Sultan Selahaddin Eyyubi’nin yolunda gidenler, Kürtleri temsil eden parti hangi parti? (“AK Parti” sesleri) Hangi parti? (“AK Parti” sesleri) Hangi parti? (“AK Parti” sesleri) Kudüs bizimdir diyen parti hangi parti? (“AK Parti” sesleri) Kudüs’ü Yahudilere verenler, sizleri temsil edebilir mi? (“Hayır” sesleri) Kudüs Yahudilerindir diyenler Selahaddin Eyyubi’nin torunlarını temsil edebilir mi? (“Hayır” sesleri) Peki, aynen CHP zihniyeti gibi halka baskı uygulayanlar demokrasiyi bu ülkeye getirebilirler mi? (“Hayır” sesleri) Sandığa baskı uygulayanlar, uygulamaya çalışanlar özgürlükten bahsedebilirler mi? (“Hayır” sesleri)

Şimdi gelmişler, doğuda baskı uyguluyorlar, işte Ağrı’da Diyadin’de gördüğümüz gibi, Siirt’te milletvekili adayımıza saldırdılar, Van’da saldırdılar, baskıyı yoğunlaştırıyorlar, batıda da, dün Kocaeli’nde demokrasi türküsü söylüyorlar. Birtakım marjinal sol gruplarla, bu milletin tarihiyle, ahlakıyla alakası olmayanlarla batıda beraberler, buraya da gelip müftü efendiyi milletvekili adayı yapıyorlar. Siz buna aldanır mısınız?

(“Hayır” sesleri) Siz buna prim verir misiniz? (“Hayır” sesleri) Yiğit kardeşlerim, yiğit vatandaşlarım, yiğit Muşlular; inşallah 7 Haziran’da sandığa sahip çıkacak mıyız? (“Evet” sesleri) Sandığa sahip çıkacak mıyız? (“Evet” sesleri) Allah sizden razı olsun. 7 Haziran’da 3-0 diyoruz, 3-0 yapmaya hazır mıyız? (“Evet” sesleri)
Çözüm süreci sadece demokrasi için değil, ekonomi için de önemli. Bakın, büyük kan kaybettik, 30 yıla aşkın süre bu Muş Ovası’nın bereketi büyük bir refaha dönüşemedi. 80’li yıllarda 12 Eylül rejimi, 90’lı yıllarda terör, şimdi de HDP’nin ve onun arkasındaki bazı güçlerin takip ettikleri yollar ve siyasetler sebebiyle istediğimiz ekonomik kalkınmayı sağlayamıyoruz. Bu topraklara ekonomik kalkınmayı kim getirdi? (“AK Parti” sesleri) Bu gelen kalkınmayı durdurabilmek için çözüm sürecini baltalamaya çalışıyorlar.

Şimdi sorayım size aziz Muşlular, Muş’ta organize sanayi bölgesi var mıydı? (“Hayır” sesleri) Kim getirdi? (“AK Parti” sesleri) Şimdi organize sanayi bölgesinde 2 bin kişilik istihdam alanı oluşuyor.

Muş’ta üniversite var mıydı? (“Hayır” sesleri) Kim kurdu? (“AK Parti” sesleri) Alparslan Üniversitesi. Onlar konuşur… (“AK Parti yapar” sesleri) Onlar konuşur… (“AK Parti yapar” sesleri)

Muş’ta düşünün kardeşlerim, 2002 yılında sadece 3 ambulans vardı, sadece 3 ambulans; Allah muhafaza, iki yerde trafik kazası olsa veya aynı anda üçüncü bir hasta olsa yetişilemezdi. Şimdi kaç ambulans var biliyor musunuz? 29 ambulans var, 29, her ilçeye 6 ambulans neredeyse.

En önemlisi ne biliyor musunuz? Bakın biz burada miting yaparken bu güzel havada, şu dağların tepesinde kar var. Eskiden bizim Toroslar’da da öyleydi, bu huzurunuzdaki Başbakanın annesi Toroslar’ın zirvesinden Konya’nın şehir merkezine yetişemediği için ben 4 yaşındayken vefat etti. (“Allah rahmet eylesin” sesleri) Allah razı olsun. Ona da Anneler Günü yaklaşıyor, bir Fatih’a bağışlarsınız inşallah. Aynı şekilde nasıl Toroslar’da durum böyleyse, Muş’ta da böyleydi, bu dağların eteklerinde de.
Şimdi bakın, şefkatli Türkiye’yi görün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni görün, bu 29 ambulansın 6 tanesi kar paletli ambulans, kar paletli, karın üzerinden çekip geliyor. İşte tek bayrak derken de bunu kastediyoruz, dalgalandırın bayraklarımızı, Al Bayrağı ve ak bayrağı.

Bu bayrağın altında yaşayan herkes bizim devletimizin, bizim Hükümetimizin şefkat elinin himayesindedir. Doğuda ve batıda, kuzeyde ve güneyde hiçbir hastamız dağda, bayırda kalmıyor, kalmayacak. Doğuda ve batı, kuzeyde ve güneyde hiçbir çocuk okulsuz kalmayacak, hiçbir çocuk. Hiç iktidara geldiğimizde Muş’ta 2345 derslik vardı, bizim dönemde sadece 12 yılda 2950 yeni derslik yaptık, 2950. Ey Muş, vefakar Muş; memnun musun? (“Evet” sesleri) Memnun musun? (“Evet” sesleri) 12 yılda 15 milyon bedava ders kitabı dağıttık sadece Muş’ta, memnun musun? (“Evet” sesleri)

İşte yolda gelirken emin olun… Geciktiğim için hakkınızı helal edin. (“Helal olsun” sesleri) Ama yol boyunca hava alanından buraya gelene kadar Muşlu çocuklar, kadınlar, bacılar yollara çıkmışlardı, selam vermesen olmaz, her birinin başını okşadım. O Muşlu çocuklar var ya, Allah şahit ki benim çocuklarımdan farkı yok. Şimdi o çocuklarımızı, o pırıl pırıl çocuklarımızı, o masum çocuklarımızı kim şiddet diliyle dağa çıkarabilir, dağa? Anneleri çocuklarından kim ayırabilir, kim ayırabilir, kim ayırabilir? Bizim çözüm sürecinden anladığımız, annelerin çocuklarıyla ebediyen ayrılmamasıdır. Ne dağdaki gencin, ne askerlik görevini yapan şerefli Mehmetçiğin annelerinin acı duymamasıdır, ıstırap duymamasıdır.

Şimdi ses verdik, dedik ki, silahları bırakın. 2013 Mayıs’ında bırakacaklardı, Türkiye’yi terk edeceklerdi silahlı unsurlar. Yaptılar mı? (“Hayır” sesleri) Silahları bıraktılar mı? (“Hayır” sesleri) Niçin bırakmıyorlar? Bu memlekette artık herhangi bir şekilde silahlı mücadele yapma yoluyla bir şey elde etmek mümkün mü? (“Hayır” sesleri) Siz silaha teslim olur musunuz? (“Hayır” sesleri) Teröre teslim olur musunuz? (“Hayır” sesleri) Niçin bırakmıyorlar? İşte seçime gidiyoruz, gelin özgürce yarışalım, ne istiyorsanız söyleyin, Türkiye’de artık fikir özgürlüğü var, konuşun, söyleyin, ama şu silahı artık terk edin.

Diyarbakır annelerinin acısını ben yüreğimde hissediyorum, her bir annenin. Artık bu anneler ıstırap çekmesinler, bu özgürlük ortamını hep beraber koruyalım, buradan bütün siyasi partilere sesleniyorum, çözüm süreci artık partilerin meselesi değildir, milletin meselesidir, milletin ve her ne surette olursa olsun başarıya ulaşacaktır. Doğuyla batıyı, Türkmen’le Kürdü, Sünni’yle Alevi’yi, Şii’yi kardeş kılma kararlılığımızdan hiçbir zaman fedakarlık etmeyeceğiz. Biz tek devlet derken, herkesin eşit vatandaş olduğu devleti kastediyoruz, 12 Eylül devletini kastetmiyoruz, Şeyh Edebali’nin devletini kastediyoruz, milletle barış devleti, insanla, insan onuruyla barışık devleti. İşte bu onurun bir parçası da halka hizmet vermektir.

Muş Ovası bereketlensin diye her türlü tarımsal desteği verdik Türkiye’nin bütün ovalarına, bütün bölgelerine. 2002 yılında, bizden önce 1.8 milyar tarımsal destek veriliyordu, şimdi 10 milyar Türk Lirası tarımsal destek veriliyor, 12 yılda 70 milyar Türk Lirası destek.
2002’de 26 ilde sadece havaalanı vardı, şimdi 53 ilde. Muş Havaalanı’ndan memnun musunuz? (“Evet” sesleri) Artık her yere uçakla gidebiliyor musunuz? (“Evet” sesleri) O zaman size ben bir söz vereyim, Muş Havalimanı’nın terminalini de yeniliyoruz, en iyi şartlara getireceğiz inşallah. Muş her şeyin en güzeline yakışır, her şeyin en güzeli de Muş’a yakışır.

Daha önce hayaldi, doğalgazınız var mıydı? (“Hayır” sesleri) Kim getirdi? (“AK Parti” sesleri) İnşallah bu sene doğalgazı en geniş kapsamıyla dağıtım hattıyla yayacağız.
Alparsan-1 Barajı’nı kim yaptı? (“AK Parti” sesleri) Muş’a elektriği Muş’tan kim verdi? (“AK Parti” sesleri) Şimdi Alparslan-2’yi yapıyoruz Muş Ovası’nı sulamak için, Muş Ovası’nı daha da bereketli kılmak için.

Aziz Muşlular, Muş Ovası’nı daha bereketli kılmaya var mısınız? (“Varız” sesleri) Bu lale diyarını barış diyarı yapma var mısınız? (“Varız” sesleri) Bunun için 7 Haziran’da milli iradeye destek vermeye var mısınız? (“Evet” sesleri) Bu nifak tohumu ekmek isteyenlere bir ders vermeye var mısınız aziz Muşlular? (“Evet” sesleri) Allah razı olsun.
Gelirken Muş’la ilgili istatistiklere bakıyordum, birçok şey hamdolsun bizim dönemimizde yepyeni imkanlara kavuşuldu, ama Muş şehrini de en güzel şekilde yeniden inşa ediyoruz, edeceğiz.

Bir müjde de gençlerimize vereyim, Muş Stadyumu’ndan boşalan alanı gençlik parkı yapıyoruz inşallah, gençlik parkı. Kapalı yüzme havuzu ve kapalı spor salonunu da yapıyoruz. Muş Stadyumu’nu da şehir dışına taşıyıp en modern bir Muş Stadyumu yapacağız inşallah. Memnun musunuz? (“Evet” sesleri) Bu hizmetleri kim getirdi? (“AK Parti” sesleri) Çözüm sürecini kim başlattı? (“AK Parti” sesleri) Bu toprakları barış diyarı yapmak için kim yola çıktı? (“AK Parti” sesleri) Peki, bu toprakları barış diyarı yapacak mıyız? (“Evet” sesleri) Yapacak mıyız? (“Evet” sesleri) Yapacak mıyız? (“Evet” sesleri) İnadına kardeşlik, inadına barış diyecek miyiz? (“Evet” sesleri) Baskılara karşı biz 78 milyon bir kişiyiz diyecek miyiz? (“Evet” sesleri) Her biriniz bizim için, bir kişi 78 milyon, 78 milyon kişi bir kişidir, hiçbir fark gözetilemez.
Yine inşallah Muş’un Karasu ıslahını da yapıyoruz ve Muş Ovası’nın taban suyunu en verimli şekilde kullanacağız.

Ve bir şeyi de özellikle Malazgirt’e söylüyorum, Malazgirtli kardeşlerime, bütün ilçelere hizmet götüreceğiz, Malazgirt Kalesi’ni de tekrar restore ediyoruz tarihi şekilde, en iyi şekilde koruyacağız. Ve Malazgirt’i aynen Çanakkale gibi, aynen Sarıkamış gibi bizim ortak tarihimizin simge mekanı haline getireceğiz inşallah.

Peki, şimdi Ağrı’da da binlerce kardeşim bekliyor, ama sizden ayrılmak çok zor. Nasıl yapacağız? Tekrar geleceğiz, ama güzel haberle gelmemiz lazım.
Biz Muş’u, Van’ı, Diyarbakır’ı, Hakkari’yi… İnşallah Hakkari’ye de en kısa zamanda gideceğiz, orada da havalimanı açacağız. İnşa etmeye çalışırken, birileri de, işte çözüm süreci burada önemli, birileri de şantiyeleri basıyor, yapılan fabrikaları, barajları sabote etmeye çalışıyor. Bu fabrikalar kim için yapılıyor? Muş için, bu bölge halkı için. Bu barajlar kim için yapılıyor? Sizin için. Kim yapıyor? (“AK Parti” sesleri) Ama birileri de engelliyor, izin verecek misiniz engellemek isteyenlere? (“Hayır” sesleri) Gür bir sesle bu topraklarda artık şiddet istemiyoruz diyecek misiniz? (“Evet” sesleri) Silah istemiyoruz diyecek misiniz? (“Evet” sesleri) Terör istemiyoruz diyecek misiniz? Baskı istemiyoruz diyecek misiniz? (“Evet” sesleri) İşte bu “evet”ler yeni Türkiye’nin temelini oluşturuyor.

Muş bize bugün büyük bir ümit verdi, büyük bir aşk, büyük bir sevda verdi; Allah Muş’tan, Muşlulardan razı olsun.

Ayrılmadan önce hep beraber ahitleşelim, sözleşelim, Malazgirt ruhunu korumaya kararlı mıyız? (“Evet” sesleri) Selahaddin Eyyubi’nin tevhit çağrısını dünyaya yaymaya kararlı mıyız? (“Evet” sesleri) Vahdetimizi, birliğimizi, kardeşliğimizi ebediyen koruyacak mıyız? (“Evet” sesleri) Bu vahdetin, bu kardeşliğin karşısında olanlara ders verecek miyiz? (“Evet” sesleri) İster HDP, ister CHP ulusalcılığı, isterse onların arkasındaki paralelciler, kim gelirse gelsin bu toprak kardeşlik diyarıdır diyecek miyiz? (“Evet” sesleri) Özgürlük diyarıdır diyecek miyiz? (“Evet” sesleri) Barış diyarıdır diyecek miyiz? (“Evet” sesleri) Çekin elimizi üstümüzden diyecek miyiz? (“Evet” sesleri) Bunun için 7 Haziran’da fevç fevç sandıklara gidecek miyiz? (“Evet” sesleri) Söz mü? (“Söz” sesleri) Söz mü? (“Söz” sesleri) Söz mü? (“Söz” sesleri) İnadına kardeşlik demeye söz mü? (“Evet” sesleri) İnadına barış demeye söz mü? (“Evet” sesleri) İnadına eşit vatandaşlık demeye söz mü? (“Evet” sesleri) Özgürlükler demeye söz mü? (“Evet” sesleri) Bunun için 7 Haziran’a kadar sokak sokak, ilçe ilçe bütün Muş’u dolaşmaya var mısınız? (“Evet” sesleri) Büyük tuzağı bozmaya var mısınız? (“Evet” sesleri) Söyle Muş, var mısın? (“Evet” sesleri) Yeni bir tarih yazmaya var mısınız? (“Evet” sesleri) Arkadaki kardeşlerimle de göz göze geliyorum, var mısınız? (“Evet” sesleri) Var mısınız? (“Evet” sesleri)
Bayraklarımızı kaldıralım, bu hilal tevhidin sembolüdür, bu yıldız istiklalimizin sembolüdür. Bu bayrağın altında eşit şekilde kardeşçe yaşamaya var mısınız? (“Evet” sesleri) Var mısınız? (“Varız” sesleri) Söz mü? (“Söz” sesleri)

Allah kardeşliğimizi daim etsin. Muş’ta 3-0 göndermeye var mısınız? (“Evet” sesleri) Siz 3 milletvekilini gönderin, Muş’un 4’üncü milletvekili de biziz inşallah.

Allah yar ve yardımcımız olsun, Allah’a emanet olun. Hepinizi bağrıma basıyorum. Allah 7 Haziran’dan sonra da zaferle buluşmayı nasip eylesin.
Allah’a emanet olun.

Close
SEN DE KATIL SEN DE KATIL

Gücümüze Güç Katın.